Siz de IŞIKLAR içinde ve ŞIK olabilirsiniz!
Şehrin Işıkları Platformu, ‘Daha iyi bir ORDU mümkün!’ vizyonu destekleyecek dahası katkı yapacak tüm becerileri bir araya getirme noktasında, kolaylaştırıcı rol üstlenen anonim bir sivil inisiyatif olarak konumlanmıştır.
Siyaset, inanç, etnisite, vb. unsurların ayrıştırıcı araçlar olarak kullanıldığı günümüzde, bu anlayışın ötesine geçerek, sadece daha yaşanılabilir ve geleceğe hazır bir Ordu’yu merkeze alan bir amacın etrafında toplanmak üzere buradayız.
Ordu’nun geleceğini dert edindik. Ordu’nun çok değil, yakın bir gelecekte yaşayacağı olumsuzlukları şimdiden görüyoruz. Elimizdeki bilimsel veriler, gerçekler bizleri destekliyor. Bu verilerin sonuçlarından ve gidişattan çok endişeliyiz. Gelecekte gençlerin, çocuklarımızın, daha iyi, daha güvenli, daha huzurlu ve refaha ulaşmış bir Ordu’da yaşamalarını istiyoruz. Onlara temiz ve doğru bir gelecek bırakmak istiyoruz. Bunun için şimdi, bir şeyler yapmamız gerekiyor. Boş çaba ve konuşmalarla kaybettiğimiz yılları süratle geri kazanmayı hedefliyoruz. Bunun Radikal Dayanışma ile gerçekleşmesinden başka çaremiz yok!
Özellikle gençlere güveniyoruz, onları çok önemsiyoruz.
Dayanışma Felsefemize inanan ve radikal dayanışma, ego sıfırlama ilkelerini gözeten ve bilimsel sorgulamayla bize katkı sağlayacak herkese, her topluluğa kapımız açık!
Biz, geleceği tahmin etmiyoruz - inşa ediyoruz!
Çevre dostu, yenilenebilir ve sürdürülebilir yatırımları, bir “iyi niyet broşürü” olmaktan çıkarıp somut, ölçülebilir ve uygulanabilir bir kalkınma modeline dönüştürmeyi hedefliyoruz.
(Bkz: romantizm değil, planlama.)
Bu yaklaşımın temel referans noktası: ŞEHRİN IŞIKLARI.
Yenilenebilir enerji, hidrojen teknolojileri ve karbon yakalama sistemlerini aynı potada eriten sanayi bölgelerinde; düşük katma değerli, günü kurtaran üretim anlayışı yerine, yeni nesil, yüksek teknolojiye dayalı ve yüksek ücretli istihdam yaratan yatırımları esas alıyoruz. Rüzgâr ve güneş enerjisine yapılan yatırımların, doğru planlama ve bilimsel yöntemlerle ele alındığında “çözülmez” denilen pek çok yapısal sorunu çözebileceğine inanıyoruz. Çünkü mesele enerji değil; enerjiyi akılla kullanma meselesi.
Bu nedenle verimliliği artıran yeni bir bakış açısını benimsiyoruz.
Kaynakların rastgele değil, optimum biçimde planlandığı ve yönetildiği bir sistemi vazgeçilmez görüyoruz. “İdare eder” anlayışını değil, “Neden daha iyisi olmasın?” sorusunu temel alıyoruz.
Kapsayıcı ve simbiyotik bir ekosistem içinde; bilgi ve iletişim teknolojileri gibi yüksek katma değerli alanları, sosyal kapsayıcılığı artıran politikalarla birlikte ele alıyoruz. Gelişmenin yalnızca rakamlarla değil, toplumsal karşılığı olan bir süreç olması gerektiğini savunuyoruz.
Eğitim ve beceriye yapılan yatırımların, gecikmeli ama kalıcı bir büyüme olarak geri döneceğini biliyoruz. Hızlı sonuç veren geçici çözümlerle değil; uzun vadeli, nesiller arası aktarılabilir bir gelişme modeline inanıyoruz.
Bu doğrultuda sağlık, yazılım, finansal hizmetler ve yaratıcı endüstriler gibi alanlara daha fazla yatırım yapılmasının; küresel rekabette güçlü kalabilmenin ön koşulu olduğunu açıkça söylüyoruz. Dünya değişirken yerinde sayanların, sonra “Neden geride kaldık?” diye sormaya pek de hakkı kalmıyor.
Kentin güçlü yönlerini öne çıkaracağımız, zayıf yönlerinde ise onu güçlü kılacak ya da yeni şeyler bulup, daha güçlü motifleri yaratacağımız, inandırıcı modellerle geliyoruz. Her şeyi “Kâr!” görmüyor, etik ve vicdani değerlerle “Doğru karar verme”yi daha şık buluyoruz.
“İnsandan arındırılmış” değil, aksine insani özelliklerin daha da değerlendirildiği bir yapıda oluşması gerektiğini benimsiyoruz. Şefkat, yaratıcılık ve liderlik gerektiren alanlarda insan faktörü vazgeçilmezimiz olmaya devam edecek.
Ordu’nun yalnızca merkezini değil, tüm ilçeleri ve yerleşim alanlarıyla birlikte bir bütün olarak ele alıyor; kalkınmayı merkezden çevreye damlayan bir lütuf değil, ortak güçlenme ve müşterek refah ilkesi olarak benimsiyoruz. Güçlenmenin ve refahın tek bir noktada değil, her yere eşit mesafede büyümesi ve güçlenmeyi ve refahı haritada değil, sahada inşa etmeyi temel ilke olarak kabul ediyoruz.
Siyaset, inanç ve etnisite gibi unsurların; kötü tasarlandığında ve daha da kötüsü kötü yönetildiğinde, nasıl ayrıştırıcı ve yıkıcı sonuçlar doğurduğunu yaşayarak öğrendik. Bu nedenle siyasete girmeyi değil, siyasetin dışında kalmayı bilinçli bir tercih olarak benimsiyoruz. Bu, esnetilemez ve pazarlığa kapalı bir ilkemizdir. Çünkü bazı şeyler tartışmaya açık değildir; net olmak gerekir.
Aynı sebeple dernekleşmeyi de düşünmüyoruz. Dernek yapısının, bu düşünce birlikteliğini ve dayanışmayı zayıflatacağına inanıyoruz. Biz tabela değil, etki üretmek istiyoruz.
Bilimsel, profesyonel, gerçekçi ve kanıtlanabilir fikirlerle hareket ediyor; bunları ciddi, ölçülebilir ve veriye dayalı modellerle desteklemeyi hedefliyoruz. Boş sloganlara, süslü ama içi boş vaatlere kapalıyız. Daha önce benzer yapıların neden başarısız olduğuna bakıyor, aynı hataları tekrar etmeyi “tecrübe” saymıyoruz.
Denenmiş, tabana yayılmış, başarısı kanıtlanmış ve en önemlisi sürdürülebilir; yeni nesiller tarafından geliştirilebilir bilgi ve uygulamalarla karşınıza çıkıyoruz. Kontrol edilmiş, doğrulanmış ve akla yaslanan bir zeminde duruyoruz.
Ve evet…
Biz farklıyız.
Farklı yerden bakıyoruz.
Farklı düşünüyoruz.
Herkesin baktığı yerde, yalnızca görüneni değil; gizlenen potansiyeli görüyoruz.
Çünkü biz geleceği tahmin etmiyoruz – inşa ediyoruz.ş
