YÜRÜTME KURULUMUZ
Bu kurulda yer alan isimler; sahip oldukları unvanlardan, mesleklerinden, sosyal statülerinden ya da kamusal kimliklerinden bağımsız olarak, burada yalnızca “Ordu için kaygı duyan insanlar” sıfatıyla bulunmaktadır. Kimi bir anne, kimi bir baba… Kimi geleceğe dair endişeleri olan bir genç, kimi yaşadığı şehrin yarınını dert eden bir vatandaş…
Ordu’nun geleceğine dair ortak kaygıları ve sorumluluk duygularıyla bir araya gelmiş gönüllülerdir.
Burada hiçbir fikir; üreten kişilerin gerçek hayatlarındaki mevcut unvanlarıyla değil, platform içinde topluma sağlayacağı katkı, bilimsel yaklaşımı ve vicdani karşılığıyla değer görür.
Amaç; farklılıkları büyütmek değil, aynı şehir için ortak akıl ve ortak gelecek üretebilmektir.
(Görevi kabul eden ve soyadı sıralamasıyla)
Ümit Akdeniz
Tuna Akyol
Yücel Congur
Bahar Yılmaz Güneyli
Kayıhan İsmailçelebioğlu
Uğur Kayserilioğlu
Cengiz Keskin
Ümit Kökçüoğlu
Burak Şenak
Behnan Ulaş
Kurul yapımız hakkında
Bizde klasik anlamda bir “yönetici” ya da “lider” modeli yoktur.
Müdürler, şefler, makam odaları, kapıda bekleyen sekreterler… Hiçbiri yok. Hiyerarşisiz ama başıboş değiliz!
Çünkü biz, insanları; siyasi görüşleri, inançları, etnik kökenleri ya da başka ayrıştırıcı etiketleri üzerinden değil, ortak bir gelecek fikri üzerinden bir araya getirmenin mümkün olduğuna inanarak yola çıktık. Tek derdimiz Ordu. Makamsal bir beklentimiz, çıkara dönük bir ikbalimiz, egomuz olamaz.
Amacımız nettir:
Ortak noktalarımız ise oldukça basittir: Bu şehrin daha iyi bir geleceği hak ettiğine inanmamız. Bu platform içerisinde hiç kimse; siyasi görüşünü, inancını, etnik kimliğini, makamını ya da mesleki otoritesini bir üstünlük alanı olarak kullanamaz. Çünkü burada fikirlerin değeri; kartvizitlerin kalınlığıyla değil, topluma sağlayacağı katkıyla ölçülür. Gerçek hayattaki kimlikler elbette insanların doğal parçalarıdır. Ancak bu yapı içerisinde esas olan; ortak akıl, bilimsel yaklaşım, vicdan ve şehir aidiyetidir. Kısacası burada insanlar, “kim olduklarını göstermek” için değil; yaşadıkları şehre nasıl katkı sunabileceklerini düşünmek için bir araya gelirler. Ve bazen bir şehri değiştiren şey; en yüksek sesle konuşanlar değil, aynı masa etrafında samimiyetle düşünebilen insanlardır.
Daha yaşanabilir, daha bilinçli ve geleceğe daha hazırlıklı bir Ordu için düşünmek, üretmek ve katkı sunmak. Bu nedenle platformumuz, anonim ve gönüllülük esasına dayalı bir yapı olarak faaliyet göstermektedir. Burada herkes gönüllüdür. Kimse kimsenin “üstü” değildir; sadece bazı insanlar bazı işlerin sorumluluğunu üstlenmiştir.
Peki bu görevler neden gereklidir? Çünkü fikir üretmek kadar; o fikirlerin düzenli biçimde organize edilmesi, bilimsel ölçütlerle değerlendirilmesi, önceliklendirilmesi ve kamu yararı açısından denetlenmesi de önemlidir. Bir projenin gerçekten uygulanabilir olup olmadığı, kişisel çıkarlara hizmet edip etmediği, bilimsel bir zemine dayanıp dayanmadığı, başka çalışmalardan kopyalanıp kopyalanmadığı ya da ayrıştırıcı siyasi ve ideolojik amaçlar taşıyıp taşımadığı elbette dikkatle incelenmelidir. Aynı şekilde; platformun iletişimini yürütmek, kamuoyuna doğru anlatılmasını sağlamak, sosyal medya süreçlerini takip etmek, tanıtım ve organizasyon çalışmalarını sürdürmek için de görev alan kişilere ihtiyaç vardır.
Bu kişiler sizden daha önemli, daha ayrıcalıklı ya da daha “kıymetli” değildir.
Sadece biraz daha fazla sorumluluk almaya gönüllü olmuş insanlardır. Görevleri kimseye “polislik” yapmak değildir. Amaçları; çalışmaların düzenli, disiplinli, bilimsel ve bilinçli bir zeminde sürdürülebilmesine katkı sağlamaktır.
Burada isimleri yer alan kişiler; emekleri, üretme iradeleri ve heyecanlarını korudukları sürece, bu platformun kıymetli yol arkadaşlarıdır.
Ancak biz, görevlerin kişilerden daha önemli olduğuna inanıyoruz. Çünkü fikirlerin canlı kalabilmesi için, yapıların da nefes alabilmesi gerekir. Bu nedenle zamanı geldiğinde; kırmadan, dökmeden, kimseyi yüceltmeden ya da değersizleştirmeden, görevlerin yeni gönüllülere devredilmesini doğal ve gerekli bir süreç olarak görüyoruz.
Bir bayrağın aynı elde yıllarca durması bazen istikrar sağlar; bazen de rüzgârı unutturur. Biz ise, hem istikrarı hem yenilenmeyi birlikte önemseyen bir anlayışı benimsiyoruz.Çünkü toplulukların gerçek gücü, değişime rağmen ayakta kalabilmelerinde değil; değişim sayesinde daha da güçlenebilmelerinde saklıdır.
